Bodrum, denizle kurulmuş bir kent değildir.
Bodrum, denizin kendisidir.
Bu coğrafyada denizcilik bir tercih değil, bir mirastır.
Yüzyıllar boyunca süngercilerden kaptanlara, tersanelerden mavi yolculuk kültürüne uzanan bu birikim, bugün hâlâ yaşayan güçlü bir ekosistemdir.
Bodrum Denizciler Derneği olarak biz, bu ekosistemin yalnızca bir parçası değil;
onu temsil eden, koruyan ve yön veren yapılarından biriyiz.
1970 yılından bu yana faaliyet gösteren derneğimiz, Türkiye’de denizcilik alanında kurulan ilk sivil toplum kuruluşlarından biri olmanın sorumluluğunu taşımaktadır.
Bugün 2500’ü aşkın üyemizle;
gemi adamlarından balıkçılara, tersanecilerden acentelere, yat personelinden deniz turizmi profesyonellerine kadar geniş bir alanı temsil ediyoruz.
Bu büyüklük, sadece bir sayı değil;
sahadaki gerçek gücün karşılığıdır.
Bizim için denizcilik romantik bir anlatı değil,
ciddi bir meslek, güçlü bir ekonomi ve korunması gereken bir kültürdür.
Bu anlayışla;
Üyelerimizin haklarını korumayı,
Bodrum’un denizcilik mirasını geleceğe taşımayı,
Sektörün sürdürülebilir ve güçlü bir yapıya kavuşmasını sağlamayı,
Kamu, özel sektör ve denizciler arasında etkin bir köprü kurmayı
temel sorumluluğumuz olarak görüyoruz.
Bodrum’un koyları, kıyıları ve deniz kültürü; korunması gereken bir değer değil,
yönetilmesi gereken stratejik bir varlıktır.
Bu bilinçle hareket ediyor, geçmişin deneyimini bugünün gerçekleriyle birleştirerek geleceği inşa ediyoruz.
Biz denize sadece emek vermeyiz.
Biz denize aidiyet duyarız.
Bu aidiyet, bizi bir arada tutan en güçlü bağdır.
Bu yolda bizimle yürüyen tüm üyelerimize teşekkür ediyor,
denizciliğin itibarını birlikte büyütmeye devam edeceğimizi vurguluyorum.
Pruvamız neta, rotamız daima ileri.
Saygılarımla
Tuna Altunkaya